Sodyum Düşüklüğü Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Ana Sayfa » Vitaminler ve Mineraller » Sodyum Düşüklüğü Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Sodyum düşüklüğü, başta zihin bulanıklığı yaratır ve beyni olumsuz etkiler. Sodyum düşüklüğü belirtileri ve diyet tedavisinin detaylarını bu yazımıdan okuyabilirsiniz. Sorularınızı aşağıya yorum olarak yazın, hepsini cevaplıyor olacağım.

Sodyum Nedir? 

Sodyum mineralinin vücut sıvı dengesinin sağlanması, sinir sinyallerinin iletilmesi, kasların düzenli bir şekilde çalışması gibi vücutta pek çok önemli görevi vardır. Vücut mineral içeriğinin  yaklaşık %2’sini oluşturur ve bütün vücut sıvılarında bulunur. Vücutta eksik ya da fazla düzeyde bulunması sorunlara yol  açmaktadır.

Sodyumun bilinen en iyi kaynağı tuzdur. İnsanlar gün içerisinde farkında olmadan pek çok besinden sodyum almaktadır. Bu yüzden günlük kullanım miktarının sınırlandırılmasında fayda vardır.

Sodyum Mineralinin Sağlığımıza Faydaları Nelerdir?

  • Vücut fonksiyonlarının sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlar.
  • Vücut sıvı dengesinde rol oynar.
  • Enzim faaliyetlerini düzenlemeye yardımcıdır.
  • Kasların düzenli bir şekilde çalışmasını sağlar.
  • Sinirlerin önemli bir bileşenidir ve sinir fonksiyonlarının düzenli bir şekilde çalışmasını sağlar.
  • Hücrelerin beslenmesinde görev alır.

Günlük Sodyum İhtiyacımız Ne Kadardır?

  • Yeterli ve dengeli beslenen kişilerde sodyum ihtiyacı rahatlıkla karşılanmaktadır.
  • Bu miktar yetişkinlerde 2-3 grama denk gelmektedir.
  • Tuzun %40’ının sodyumdan oluştuğu düşünülürse günlük tüketilen  tuz miktarının günlük 6 gramı geçmemesi gerekmektedir.

Sodyum Zengini Yiyecekler Nelerdir?

  • Sofra Tuzu: 100 gramında 38758 mg sodyum bulunmaktadır.
  • Salata: 100 gramında 6820 mg sodyum bulunmaktadır.
  • Et, Balık, Pastırma: Değerleri değiştiği için ortalama bir miktardan bahsedilebilir ve 100 gramlarında 2193 mg sodyum bulunmaktadır.
  • Peynir: 100 gramında 1809 mg sodyum bulunmaktadır.
  • Salatalık Turşusu: 100 gramında 1208 mg sodyum bulunmaktadır.
  • Hazır çorba: 100 gramında 8408 mg sodyum bulunmaktadır.
  • Konserve Sebzeler: 100 gramında 1369 mg sodyum bulunmaktadır.
  • Fast Food Ürünler: 100 gramında 1093 mg sodyum bulunmaktadır.
  • Tuzlu Kuruyemişler: 100 gramında 2541 mg sodyum bulunmaktadır.
  • Simit ve Benzer Gıdalar: 100 gramlarında 1715 mg sodyum bulunmaktadır.

Sodyum Düşüklüğü ve Belirtileri Nelerdir? Nasıl Tedavi Edilir?

Sodyum Düşüklüğü (Eksikliği):

Hiponatremi olarak adlandırılan sodyum düşüklüğü, kan sodyum düzeyinin 135 mEq/L’den az olması durumudur.

Sodyum Düşüklüğü Belirtileri:

  • Mide ve bağırsaklarda çeşitli problemler
  • İştah kaybı, kusma, bulantı
  • Beyinin olumsuz etkilenmesi
  • Zihin bulanıklığı, halsizlik, baş ağrısı
  • Kaslarda kasılmalar, kramplar ve güçsüzlük
  • Sodyum düşüklüğünün belirtileri yavaş yavaş düşmelerde, tehlike arz edene kadar görülmeyebilir.
  • Ancak ani düşmelerde bu belirtilere rastlanacaktır.

Sodyum Düşüklüğü Nedenleri:

  • Diyette aşırı sıvı alımı
  • Psikiyatrik olarak aşırı sıvı alımı
  • İdrar söktürücü ilaçlar
  • Antidepresanlar, karbamazepin, klofibrate, siklosporin, fenotiazin, epilepsi ilaçları gibi çeşitli ilaçlar
  • Nefrotik sendrom, siroz, konjestif kalp yetmezliği, kronik böbrek yetmezliği, hiperglisemi, hipotiroidi, yağ yüksekliği, multipli myeloma gibi çeşitli hastalık durumları
  • Diyetimiz de tuzu kısıtlayarak mide kanseri, böbrek taşı, tansiyon ve kemik erimesi görülme riskini de azaltacağımızı unutmamalıyız.

Sodyum Düşüklüğü Tedavisi:

  • Öncelikle hastalığın tanısı için laboratuvarda sodyum ölçümü yapılmalıdır.
  • Kan sodyum düzeyinin;
    • 130-135 mEq/L olması durumunda hafif yetersizlik
    • 120-130 mEq/L olması durumuda bulantı, kusma, halsizlik
    • 115-120 mEq/L olması durumunda ise baş ağrısı, halsizlik , oryantasyon bozukluğu görülür.
  • Üre, kreatinin , idrar dansitesi , böbrek testleri , karaciğer testleri , kanda şeker ve trigliserit testlerine bakılmalıdır.
  • Mutlaka TSH , T3 ve T4 ölçümlerine de bakılmalıdır.
  • Kan sodyum düzeyinin 125 mEq/L altında olması durumu ciddi sıkıntılar yaratacaktır.
  • Bu durum varsa, hemen bir acil servise başvurulmalıdır.

Akut Hiponatremi Tedavisi: 

Akut hiponatremiden bahsedebilmek için sodyum eksikliğinin 48-72 saatten daha kısa bir sürede görülmesi gerekmektedir. Belirtileri genel olarak klinik olarak gözlemlenebilmektedir. Akut hiponatremi de kan sodyum düzeyinin çok kısa sürede yükseltilmemesi gerekmektedir. Kan sodyum düzeyinin saatte 2mmol/L arttırılması gerekir ve değer 120 mEq/L olana kadar devam ettirilmelidir.

Tedavide hipertonik (%3) NaCl solüsyonu kullanılır. Hastanın sıvı alımı kısıtlanarak, elektrolitler de gözden sık sık geçirilmelidir.

Hipovolemik Hiponatremi Tedavisi:

Hipovolemik hiponatremi tedavisinde %0.9’luk NaCl solüsyonu kullanılır.

Hipervolemik Hiponatremi Tedavisi:

Hipervolemik Hiponatremi toplam vücut suyunun aşırı artması durumudur. Su ve sodyum kısıtlanır ve tedavisi zorlu geçer. Hiponatremi tedavisinde ozmatik demiyalizasyon denilen komplikasyon ortaya çıkabilir.

Bu durum sonucunda beyindeki sinirler demiyalizasyona uğrar. Bu nedenden ötürü tedavinin tedbirli yapılması gerekmektedir .

Sodyum Yüksekliği Belirtileri Nelerdir ve Nasıl Tedavi Edilir?

Sodyum Yüksekliği (Fazlalığı): 

Hipernatremi olarak adlandırılan sodyum yüksekliği, kan sodyum düzeyinin 145 mEq/L’den fazla olması durumudur. En az karşılaşılan elektrolit bozukluğudur.

Sodyum Yüksekliği Belirtileri:

  • Sık sık susama hissi
  • Ciltte kuruluk, deri turgorunda azalma
  • Hipotansiyon, oliüri durumları
  • Kaslarda kramp
  • Göz kürelerinde çökme

Sodyum Yüksekliği Nedenleri:

  • Diyetle aşırı tuz alımı
  • Sodyum içeren besinlerin aşırı alımı
  • Dehidratasyon
  • Kusma, ishal
  • Çeşitli tümörler ve böbrek hastalıkları

Sodyum Yüksekliği Tedavisi:

  • Sodyum yüksekliği tedavisi uygulanırken, kan sodyum düzeyi aşırı hızlı bir şekilde düşürülmemelidir ve beyin ödemi gibi öldürücü komplikasyonların oluşabileceği unutulmamalıdır.
  • Tedavi saatte 0.5-1 mEq/L hızın altında gerçekleştirilmelidir. 6-24 saat gibi sık aralıklarla kan sodyum düzeyi kontrol edilmelidir.
  • Tekrarlayan hipernatremi olgusunda Munchausen Sendromu akla gelmelidir .
  • Tanısı için; ödem kontrolü, kan sodyum düzeyinin ölçülmesi, idrar testleri kullanılmaktadır.
  • Hastanın bulguları düzenli olarak gözlemlenmelidir.

Dikkat Edilmesi Gerekenler:

  • Sodyumun kaynağının sadece tuz olduğunu düşünüyoruz. Halbuki farkında dahi olmadığımız o kadar çok gizli sodyum kaynağı mevcut: hazır çorbalar, işlenmiş et ürünleri, konserveler, turşular, kuruyemişler gibi.
  • Araştırmalar günlük tuz tüketiminin ülkemiz de 18 gram civarında olduğunu gösteriyor. Ancak almamız gereken miktar aslında 6 gramdan fazla olmamalıdır.
  • Sodyum kısıtlanması denildiğinde tuz miktarını kısıtlamak zor gelecektir. Oysaki hazır gıda tüketimine son vererek 3 kat daha olumlu bir sonuç alabiliriz.
  • Tuz tüketiminin fazlaya kaçtığını anlamanın en basit yolu ağzın sık sık kurumasıdır ve suya karşı olan isteğin artmasıdır.
  • Bu noktada dikkat edilmesi gereken tuz tüketiminin fazla olması yani sodyum fazlalığının sorun yaratabileceği gibi az tüketilmesinin de sorun yaratabileceği olmalıdır.
  • Eksikliğinde halsizlik oluşacaktır ve bu durum ortadan kalkıncaya kadar tuz alımı arttırılabilir.
  • Tüketilen tuzun cinsinin de çok önemli olduğu unutulmamalıdır. Rafine tuz yerine doğal kaya tuzu tüketmek sağlığımız için daha güvenli olacaktır. Rafine tuzların eser element içeriği önemli ölçüde azaltılmıştır.
  • Böbrek solüt yüküne etki eden minerallerden biri sodyumdur ve bu yükü arttırmamak için aynı zamanda günlük sıvı alımına da çok dikkat etmeliyiz.
  • Sonuç olarak gizli sodyum kaynaklarını unutmamamız gerekmektedir ve bu nedenden ötürü etiket okuma alışkanlığı kazanmalıyız. Besinlerdeki sodyum miktarını 2.5’la çarparak içerdiği tuzu hesaplayabiliriz.

Ayrıca, bir önceki Çinko Eksikliği Nedir? Belirtileri Nelerdir? ve Nasıl Giderilir? başlıklı yazımıza bakabilirsiniz. Cinsel isteksizliğe ve kısırlığa neden olan bu mineral eksiliğinin tedavi yöntemleri hakkında detaylı bilgi edinebilirsiniz.

Beğenin ve paylaşın, herkes faydalansın !
By |2018-09-14T16:53:07+00:00Ağustos 11th, 2018|Yorum yok
Diyetisyen Ayşe Tuğba Şengel, 2010 yılında Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden mezun oldu. Birçok devlet hastanesinde ve özel sektörde görev aldıktan sonra, şu anda 4. Levent / İstanbul'da kendi diyet kliniğinde hizmet vermektedir. Uzmanlık alanları arasında obezite, kilo verme, kilo alma, kilo kontrölü, hastalıklarda beslenme ve özel durumlarda beslenme ve diyet yer almaktadır.

Siz de fikrinizi belirtin