Kalsiyum Eksikliği Belirtileri Nelerdir? Nasıl Giderilir?

Ana Sayfa » Vitaminler ve Mineraller » Kalsiyum Eksikliği Belirtileri Nelerdir? Nasıl Giderilir?

İnsan vücudunda en çok bulunan mineral olan kalsiyum, kemik sağlığı ve osteoporozdan korunma için önemli olan rolüyle bilinir. Bu yazımızda, kalsiyum eksikliği belirtileri nelerdir ve nasıl giderilir konularında detaylı bilgilere yer verdik. Aklınıza takılan sorular olursa, yazının altına yorum olarak bırakabilirsiniz. Tüm sorularınızı cevaplıyor olacağım.

Kemik ve diş sağlığı için temel rolüne ek olarak, kalsiyum vücutta hücre sinyal yollarında bir haberci olarak kritik rol oynar ve hücrelerin normal fonksiyonları, sinir sinyallerinin iletilmesi, hormonların salgılanması, kan pıhtılaşması, kas kasılması ve gevşemesi gibi birçok durum için gereklidir. Kalsiyum eksikliği bu işlevlerden herhangi birini etkileyebilir ve eksiklik belirtileri birçok yolla ortaya çıkabilir. 

Kalsiyum Eksikliği Nedir?  

Kalsiyum eksikliği olarak bilinen hipokalsemi, kandaki kalsiyum seviyesi düşük olduğunda ortaya çıkar. Hipokalsemi, yetersiz kalsiyum alımından ya da emiliminden kaynaklanabileceği gibi böbrek yetmezliği, cerrahi olarak midenin çıkarılması ve bazı ilaçların (diüretikler vb.) kullanımı gibi tıbbi sorunlardan da kaynaklanabilir.

Kalsiyumun yetersiz alımı kısa vadede belirgin semptomlara yol açmaz. Uzun vadede yetersiz kalsiyum alımı, tedavi edilmezse osteoporoza yol açabilen osteopeniye neden olur. Özellikle yaşlı bireylerde kemik kırığı riskini de artırır.

Hangi Durumlar Kalsiyum Eksikliğine Neden Olmaktadır?

Birçok insan yaşlandıkça artan kalsiyum eksikliği riski altındadır. Kalsiyum eksikliği için diğer risk altındaki gruplar ise:

  • Özellikle çocukluk döneminde uzun bir süre boyunca yetersiz kalsiyum alanlar,
  • Kalsiyum emilimini azaltabilecek ilaçlar kullananlar,
  • Laktoz intoleransı olanlar,
  • Veganlar,
  • Kadınlarda hormonal değişiklikler,
  • Bazı genetik faktörler

Kalsiyum emilimini bozan ve/veya kandaki kalsiyum seviyelerini düşüren birçok faktör de kalsiyum eksikliğine neden olmaktadır. Bu faktörler şunları içerir:

  • D vitamini eksikliği, ( D Vitamini Eksikliği Belirtileri )
  • Magnezyum eksikliği,
  • Yüksek sodyum alımı,
  • Yüksek fosfor alımı. ( Fosfor Yüksekliği Belirtileri )
  • Kronik böbrek hastalığı,
  • Anormal paratiroid fonksiyonu (boyun/tiroid cerrahisi veya otoimmün hastalık),
  • Bariatrik cerrahi (gastrik bypass),
  • İlaçlar (proton pompa inhibitörleri, kemoterapi, anti-epileptik ilaçlar)

Her yaşta uygun kalsiyum alımını sağlamak önemlidir. Kadınların yaşamlarının erken dönemlerinde kalsiyum alımlarını, orta yaştan başlayarak erkeklerden daha fazla artırmaları gerekir.

Menopoz dönemine yaklaşıldıkça günlük kalsiyum gereksiniminin karşılanması özellikle önemlidir. Menopoz sırasında, kadınlar ayrıca osteoporoz ve kalsiyum eksikliği hastalığı riskini azaltmak için kalsiyum alımını arttırmalıdır. Menopoz sırasında östrojen hormonundaki düşüş, kadınların kemiklerinin daha hızlı incelmesine neden olmaktadır.

Kalsiyum Eksikliği Belirtileri Nelerdir?

  • Kas problemleri: Kas ağrıları, kramplar ve spazmlar kalsiyum eksikliğinin en erken belirtileridir. Özellikle yürürken ve hareket ederken, kol ve bacaklarda ağrı hissedilmeye eğilimlidir. Kalsiyum eksikliği ayrıca ellerde, kollarda, ayaklarda, bacaklarda ve ağız çevresinde uyuşukluk ve karıncalanmaya neden olabilir.
  • Aşırı yorgunluk: Düşük kalsiyum seviyeleri uykusuzluğa veya uyku haline neden olabilir. Kalsiyum eksikliği ile ilişkili yorgunluk da odaklanma, unutkanlık ve baş dönmesine neden olabilir.
  • Tırnak ve cilt semptomları: Kronik kalsiyum eksikliği cilt ve tırnakları da etkileyebilir. Ciltte kuruluk ve kaşıntıya neden olabilir. Araştırmacılar hipokalsemiyi egzema ve sedef hastalığı ile ilişkilendirmişlerdir. Semptomlar kaşıntı, kızarıklık ve ciltte oluşan kabarcıkları içerir. Kalsiyum eksikliği kuru, kırık ve hassas tırnaklara ve saç dökülmesine yol açabilir.
  • Osteopeni ve osteoporoz: Kalsiyum eksikliği osteopeniye ve osteoporoza yol açabilir. Osteopeni kemiklerin mineral yoğunluğunu azaltarak osteoporoza yol açabilir. Osteoporoz, kemikleri kırılmaya daha duyarlı hale getirir. Ağrıya, postürle ilgili sorunlara ve sonucunda sakatlığa neden olabilir. Osteopeni, osteoporozdan daha az şiddetli iken, her ikisi de kemik yoğunluğunun azalmasına ve kırık riskinin artmasına neden olur. Kemikler kalsiyumu önemli miktarda depolar, ancak güçlü kalmak için yüksek seviyelere ihtiyaç duyarlar. Kalsiyumun genel seviyeleri düşük olduğunda, kemikler kırılmaya ve yaralanmaya eğilimli hale gelebilir.
  • Ağrılı premenstrüel sendrom (PMS): Düşük kalsiyum seviyeleri şiddetli PMS’ye bağlanmıştır. 2017 yılında yapılan bir çalışmada yer alan katılımcılar, 2 ay boyunca günde 500 miligram kalsiyum aldıktan sonra daha iyi duygudurum ve ödem oranları bildirdiler. 2009 tarihli bir klinik araştırmanın sonuçları da, artan kalsiyum alımı ve PMS semptomlarının iyileşmesi arasında bir bağlantı olduğunu göstermiştir. 3 ay boyunca günde 500 mg kalsiyum alan katılımcılar daha az depresyon ve yorgunluk bildirdiler.
  • Diş Sorunları: Vücutta kalsiyum yetersiz olduğunda, diş gibi kalsiyumun depolandığı kaynaklardan çekilmektedir. Bu da tahriş olmuş diş etleri, kırılmaya hassas dişler ve diş çürümesi gibi diş problemlerine yol açabilir.  Ayrıca, bebeklerde kalsiyum eksikliği diş oluşumunu geciktirebilir.
  • Diğer belirtiler arasında, aşırı yorgunluk, letarji, genel halsizlik hissi, enerji eksikliği yer almaktadır.

Kalsiyum Eksikliği Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?

Doktorunuz kalsiyum eksikliğinden şüphelenirse, kan kalsiyum seviyesini kontrol etmek için bir kan örneği isteyecektir. Bu kan örneği ile toplam kalsiyum düzeyini, albümin düzeyi ve iyonize veya “serbest” kalsiyum seviyesini ölçülecektir.

Kandaki düşük kalsiyum seviyeleri, kalsiyum eksikliği hastalığının tanısını doğrulayabilir. Yetişkinler için normal kalsiyum seviyeleri 8,8-10,4 mg/dL arasında değişmektedir. Kalsiyum seviyesinin 8,8 mg/dL’nin altında olması, kalsiyum eksikliği için risk altında olunduğunu gösterir.

Kalsiyum Eksikliği Nasıl Giderilir? 

Kalsiyum eksikliğinin beslenme tedavisi genellikle kalsiyumdan zengin besinlerin günlük diyete eklenmesini içermektedir. Ayrıca, En Zengin Kalsiyum İçeren Besinler başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.

Her gün diyete kalsiyumdan zengin besinleri dahil ederek kalsiyum eksikliği önlenebilir ve hastalık gelişmişse ilerlemesini engellenebilir. Ancak süt ürünleri gibi kalsiyum bakımından yüksek yiyeceklerin doymuş yağ bakımından da yüksek olabileceği unutulmamalıdır.

Yüksek kolesterol ve kalp hastalığına yakalanma riskini azaltmak için az yağlı veya yağsız seçenekler tercih edilebilir.

Yaşam tarzı değişiklikleri ile:

Kemik sağlığını geliştirmek için yapabilecek bazı yaşam tarzı değişiklikleri de vardır:

  • Sağlıklı bir vücut ağırlığına sahip olmak
  • Düzenli egzersiz
  • Sigara kullanımı ve alkol alımını kısıtlamak

Kalsiyum eksikliğinin giderilmesi için kalsiyum takviyesi alımı da önerilmektedir. Takviyeler, en iyi şekilde emilim ve olası istenmeyen yan etkileri en aza indirmek için besinler ile alınmalıdır. Takviye alımınında her defasında bir seferde daha fazlası emilemediği için 600 miligramı geçmemesi önerilir.

Kalsiyum takviyeleri, gün boyunca genellikle iki veya üç doza yayılarak aralıklarla tüketilmelidir. Kalsiyum takviyeleri, piyasada çok çeşitli kombinasyonda ve formda bulunmaktadır. Sıvı, tablet ve çiğnenebilir formlarda bulunabilmektedir.

Hangisinin seçileceği, hastanın ihtiyaçlarına ve tercihlerine, tıbbi durumuna ve herhangi bir ilaç kullanıp kullanmadığına bağlıdır. Kalsiyum takviyeleri bir uzmana danışılmadan alınmamalıdır. Doktor onayı olmadan ve önerilenden fazla dozda almak böbrek taşı gibi ciddi sorunlara yol açabilir.

Kalsiyum Eksikliğinde Görülen Hastalıklar Nelerdir?

Vücut için hayati bir mineral olan kalsiyum yeterli düzeyde alınmadığı zaman, aşağıdaki hastalıkların görülme riski artmaktadır:

Osteoporoz:

Osteoporoz nedir? Osteoporoz bir kemik hastalığıdır. Latince “gözenek kemik” demektir. Sağlıklı bir kemiğin içi, petek gibi küçük alanlara sahiptir. Osteoporoz hastalığı kemikteki bu boşlukların boyutunu arttırır ve kemiğin güç ve yoğunluk kaybetmesine neden olur. Osteoporoz herhangi bir yaşta ortaya çıkabilmektedir ancak yaşlı erişkinlerde, özellikle de kadınlarda daha sık görülür.

Osteoporozlu kişiler, ayakta durma veya yürüme gibi rutin aktiviteler yaparken, kemik kırılması riski altındadır. En çok etkilenen kemikler; kaburgalar, kalçalar ve bileklerdeki ve omurgadaki kemiklerdir.

Tanı için kemik yoğunluğu testi:

Osteoporozu tanısı için doktor tarafından fiziksel bir muayene yapılacaktır. Kemik kaybına neden olabilecek durumları kontrol etmek için kan ve idrar testlerini de istenebilir. Ayrıca osteoporoz tanısı için kemik yoğunluğu testi önerilmektedir. Bu test, kemik dansitometrisi veya Dual enerji X-ışını absorpsiyometre (DEXA) olarak adlandırılır. Osteoporoz riski en fazla olan üç bölgede; el bilekleri, kalça veya omurgadaki kemiklerin yoğunluğunu ölçmek için X ışınları kullanır.

Osteoporoz tedavisi:

Medikal tedavi ve yaşam tarzı değişikliklerini içermektedir. Yaşam tarzı değişiklikleri, kalsiyum ve D vitamini alımını artırmanın yanı sıra uygun egzersiz hareketleri içermektedir. Bu tedaviler, vücuttaki kemik yıkımını yavaşlatmaya yardımcı olabilir.

Medikal tedaviye ek olarak, uygun bir diyet kemikleri güçlendirmeye yardımcı olabilir. Kemikleri sağlıklı tutmak için günlük beslenme düzenine belirli besin ögelerinin yer alması gerekir. En önemlileri kalsiyum ve D vitamini. Vücudun kemikleri korumak için kalsiyuma ihtiyacı vardır, kalsiyumun emilimi için de D vitamini gerekir. Kemik sağlığını destekleyen diğer besin ögeleri protein, magnezyum, K vitamini ve çinkodur.

Osteopeni:

Osteopeni, normalden daha düşük kemik yoğunluğuna sahip olma durumudur. Kemik yoğunluğu genel olarak yaklaşık 35 yaşındayken doruğa ulaşır. Osteopenisi olanlar normalden daha düşük bir kemik mineral yoğunluğuna sahiptir. Osteopeni, osteoporoz hastalığının gelişme olasılığını artıran bir durumdur. Osteopeniyi önlemek için doğru egzersiz ve beslenme şekli kemikleri güçlü tutmaya yardımcı olmaktadır.

Osteopeni semptomları:

Kemik yoğunluğunu kaybı çoğunlukla ağrıya sebep olmadığından osteopeni genellikle semptomlara neden olmamaktadır. Osteopeni risk faktörleri

  • Yaşlanma
  • Menopoz öncesi yumurtalıkların alınması
  • Yeterli egzersiz yapmamak
  • Özellikle kalsiyum ve D vitamini açısından yetersiz bir diyet
  • Sigara içmek
  • Aşırı miktarda alkol veya kafein almak

Kalsiyum’un Faydaları Nelerdir? 

Kemik sağlığı:

İnsan vücudundaki kalsiyumun büyük çoğunluğu kemiklerde ve dişlerde bulunur. Kalsiyum kemiğin gelişimi ve büyümesi için gereklidir. Kemikler, çocukluk ve ergenlik dönemindeki büyüme dönemlerinde boyut ve kütle artışına neden olur ve 30 yaş civarında kemik kütlesi pik yapar. Pik kemik kütlesi ne kadar büyükse, yaş arttıkça ciddi kemik kaybını o kadar geciktirebilir.

Bu nedenle çocukluk, ergenlik ve erken yetişkinlik döneminde yeterli miktarda kalsiyum ve D vitamini alınmalıdır. 20-25 yaşından önce kalsiyum tüketimi yeterli olmayan insanlarda, daha sonraki süreçte osteoporoz gelişme riskinin oldukça yüksek olduğu görülmektedir.

Kalsiyum alımı düşük olduğunda veya alınan kalsiyum yetersiz emildiğinde, vücut normal biyolojik fonksiyonları korumak için depolanmış kalsiyumu kullanır ve bunun sonucunda kemik yıkımı meydana gelir. Kemik kaybı, özellikle yaşlanma sürecinin bir parçası olarak, özellikle de östrojen miktarının azalması nedeniyle postmenopozal kadınlarda ortaya çıkar.

Çoklu randomize kontrollü çalışmalar, süt ürünlerinin tüm yaş gruplarında daha iyi kemik sağlığına katkı sağladığını göstermektedir. Düzenli egzersiz ve yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı yaşam döngüsü boyunca sağlıklı kemiklerin geliştirilmesi ve sürdürülmesi için kritik öneme sahiptir.

Kas kasılması:

Kalsiyum, kalp kası da dahil olmak üzere kas kasılmasını düzenler. Sinir hücreleri, kasları uyardığı zaman kalsiyum serbest kalır ve kaslardaki proteinlerin kasılma işlevini yerine getirmesine yardımcı olur. Kalsiyum, kasın dışına geri pompalandığında kas yeniden gevşer.

Kanın pıhtılaşması:

Kalsiyum, kan pıhtılaşmasında da önemli bir rol oynar. Pıhtılaşma süreci bir dizi adımdan oluşan bir reaksiyondur ve kalsiyum, bu adımların bir kısmında rol oynamaktadır.

Diğer rolleri:

  • Kalsiyum birçok enzim için kofaktördür. Bu, kalsiyumun varlığı olmadan bazı enzimlerin verimli şekilde çalışamayacağı anlamına gelir.
  • Kolorektal kanserin önlenmesinde kalsiyumun potansiyel rolüne ilişkin gözlemsel ve deneysel çalışmalardan elde edilen verilerde tutarsızlık olsa da koruyucu bir etkisi olduğunu düşündürmektedir.
  • Genel olarak, gözlemsel çalışmalardan elde edilen sonuçlar, toplam kalsiyum alımının >1500 mg/gün veya >2000 mg/gün miktarının, daha düşük miktarlarda kalsiyum (500-1000 mg/kg) ile karşılaştırıldığında artmış prostat kanseri riski ile ilişkili olabileceğini düşündürmektedir.
  • Kalsiyum ve/veya süt ürünlerinin prostat kanseri riski üzerindeki etkilerini açıklığa kavuşturmak ve potansiyel biyolojik mekanizmaları aydınlatmak için ilave araştırmalara ihtiyaç vardır.
  • Preeklampsi, gebe bir kadında genellikle 20 haftalık gebeliğin ardından hipertansiyon ve proteinüri geliştiği ciddi bir tıbbi durumdur. Çalışmalar, hamilelik sırasında kalsiyum desteğinin preeklampsi riskini azalttığını, ancak faydalarının sadece yetersiz kalsiyum alımına sahip popülasyonlar için geçerli olabileceğini düşündürmektedir.
  • Örneğin, Hindistan’da 524 sağlıklı kadın arasında ortalama 314 mg/gün kalsiyum alımı olanlar ile yapılan randomize klinik bir çalışmada, 12-25 hafta arasında başlayan ve doğum öncesine kadar devam eden 2000 mg kalsiyum içeren günlük takviye, plaseboya kıyasla preeklampsi ve erken doğum riskini önemli ölçüde azalttığı bulunmuştur.
  • 13 klinik çalışmanın bir derlemesinde gebelikte 1000 mg veya daha fazla kalsiyum içeren günlük desteğin preeklampsi riskini %55 oranında azalttığı sonucuna varmışlardır. Riskte azalma, preeklampsi riski yüksek olan ve düşük kalsiyum alımı olan kadınlar için (yaklaşık <900 mg/gün) en fazladır.
  • Bununla birlikte, daha yüksek kalsiyum alımına sahip kadınlar için preeklampsi riskindeki azalma istatistiksel olarak anlamlı olarak bulunmamıştır. Bazı profesyonel kuruluşlar, düşük kalsiyum alımı olan kadınların preeklampsi riskini azaltmak için hamilelik sırasında kalsiyum takviyeleri önermektedir.
  • Dünya Sağlık Örgütü (WHO), düşük kalsiyum alımına sahip hamile kadınlar için, özellikle daha yüksek gestasyonel hipertansiyon riski olanlarda 1500–2000 mg kalsiyum önermektedir.

Kalsiyum İçeren En Zengin Gıdalar

Süt:

Süt en iyi kalsiyum kaynaklarından biridir. 1 su bardağı inek sütünde yaklaşık olarak 240 mg kalsiyum bulunur. Ek olarak, süt iyi bir protein, A vitamini ve D vitamini kaynağıdır.

Peynir:

Birçok peynir iyi birer kalsiyum kaynağıdır. Peynirin çeşidine göre değişmekle birlikte 30 gram peynir yaklaşık olarak 60 mg kalsiyum içerir. Parmesan peyniri ise 30 gramında 331 mg kalsiyum içerir. Daha yumuşak peynirler genelde daha az miktarda kalsiyuma sahip olmaktadır. Sert peynirlerde laktoz miktarı da daha düşüktür ve laktoz intoleransı olan insanların sindirmesini kolaylaştırır. Ancak, tam yağlı peynirin yağ içeriği ve kalorisinin yüksek olduğu unutmamalı ve uygun porsiyonlarda tüketilmelidir.

Yoğurt:

İyi bir kalsiyum kaynağıdır. Yoğurtta sağlık için çeşitli yararları olan canlı probiyotik bakteriler bulunmaktadır. Bir kase (200 gr) sade yoğurt, yaklaşık 260 mg kalsiyum içerir. Aynı zamanda vitamin B2, fosfor, potasyum ve B12 vitamini de içermektedir.

Sardalya ve konserve somon:

Sardalya ve konserve somon, yenilebilir kemikleri sayesinde kalsiyum yüklüdür. 75 gram sardalya yaklaşık 275 mg kalsiyum ve kemiklerle birlikte konserve somon ise 75 gramında 175-200 kalsiyum içerir. Bu yağlı balıklar ayrıca, kalp, beyin ve cilt için yararlı olan yüksek kaliteli protein ve omega-3 yağ asitleri içermektedir. Deniz ürünleri civa içerebilirken, sardalya gibi daha küçük balıkların metal içerikleri daha düşük seviyelerdedir. Hem sardalya hem de somon, cıva toksisitesini önleyen ve tersine çeviren bir mineral olan yüksek selenyum seviyelerine sahiptir. Pişirme yöntemi olarak kızartma yöntemi değil fırında veya yağsız tavada pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.

Badem:

Yağlı tohumlar içerisinde bademler, iyi birer kalsiyum kaynağıdır. 25 gram badem yaklaşık 60 mg kalsiyum içerir. Badem ayrıca, iyi bir magnezyum, manganez ve E vitamini kaynağıdır. Kavrulmuş bademin tuz içeriği çiğ olana göre daha yüksek olduğundan çiğ badem tercih edilmelidir.

Yeşil yapraklı sebzeler:

Koyu yeşil yapraklı sebzelerin bir kısmı kalsiyum bakımından zengindir. Ispanak 100 gramında yaklaşık 90-100 mg kalsiyum içerir. Ancak bu yeşil yapraklı sebzelerde oksalatlar bulunmaktadır. Bunlar kalsiyuma bağlanarak vücudun kullanmasına engel olan bileşiklerdir.

İncir:

Kuru incir antioksidanlar ve lif bakımından zengindir. Ayrıca diğer kurutulmuş meyvelerden daha fazla kalsiyum içerirler. Kuru incir 25 gramında 35-40 mg kalsiyum içerir (39). Ayrıca iyi miktarlarda potasyum ve K vitamini sağlar.

Amarant:

Manganez, magnezyum, fosfor ve demir gibi mineraller ve iyi bir folat kaynağıdır. 75 gram pişmiş amaranth, 116 mg kalsiyum sağlar.

Tohumlar:

Haşhaş, susam ve chia gibi tohumlar kalsiyum içermektedir. 1 yemek kaşığı yaklaşık 10 gram pişmiş haşhaş tohumu 126 mg kalsiyum içerir. 1 yemek kaşığı susam tohumu ise yaklaşık 80-90 mg kalsiyum içerir. Tohumlar ayrıca protein ve çoklu doymamış yağ asitleri de sağlar. Örneğin, chia tohumu zengin omega-3 yağ asidi kaynağıdır.

Tofu:

Soya fasulyesi ile hazırlanan tofu veganlar için bir kalsiyum kaynağıdır. Tofunun çeşitli hazırlama yöntemlerine göre kalsiyum içeriği değişmektedir ancak 30 gramında yaklaşık 100 mg kalsiyum içerir.

Ayrıca, bir önceki Demir Eksikliği Belirtileri Nelerdir? Anemi Tedavisi Nasıl Olur? başlıklı yazımıza göz atabilir, başta cilt solgunluğu ve yorgunluğa neden olan bu demir eksikliği konusunda ayrıntılı bilgi sahibi olabilirsiniz. Bu yazımızı beğendiyseniz, aşağıdaki sosyal medya paylaşım tuşlarından paylaşabilirsiniz. Herkes, faydalanmış olur.

Beğenin ve paylaşın, herkes faydalansın !
By |2018-09-14T16:55:37+00:00Temmuz 27th, 2018|1 Yorum
Diyetisyen Ayşe Tuğba Şengel, 2010 yılında Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden mezun oldu. Birçok devlet hastanesinde ve özel sektörde görev aldıktan sonra, şu anda 4. Levent / İstanbul'da kendi diyet kliniğinde hizmet vermektedir. Uzmanlık alanları arasında obezite, kilo verme, kilo alma, kilo kontrölü, hastalıklarda beslenme ve özel durumlarda beslenme ve diyet yer almaktadır.

Bir yorum

  1. Erkan Sugar 3:53 pm de Ağustos 7, 2018 - Yanıtla

    Çok faydalı ve kapsamlı bir yazı olmuş.

Siz de fikrinizi belirtin